Gastrik Bypass Ameliyatı

(Roux-en-Y Gastric Bypass)

Yazı Başlıkları

İlk olarak 2006 yılında Brezilyalı cerrah Sergio Santoro tarafından tıp literatürüne kazandırılan transit bipartisyon ameliyatı, şeker hastalığı ameliyatı olarak da adlandırılan metabolik cerrahi türüdür. Bu ameliyat dahilinde öncelikle mide ince bir tüp şekline getirilir ve midenin yaklaşık %70’lik bir kısmı vücut dışarısına çıkarılır. Operasyonun ikinci aşaması ise bağırsaklarda değişikliğin yapıldığı kısımdır. Transit bipartisyon ameliyatı ile hem besin alımı kısıtlanır hem de besin emilim mekanizması değiştirilir. Ancak bu noktada bilinmesi gereken transit bipartisyon sonrası besin emilim oranlarının besin emiliminin kısıtlandığı diğer bariatrik ve metabolik cerrahilere oranla çok daha sınırlı olduğudur.[1] Midenin doğal sindirim yolunun korunduğu transit bipartisyon sonrası, hastadan hastaya değişmekle de birlikte, genellikle vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımına ihtiyaç duyulmaz. Operasyon dahilinde %70 oranında küçültülen mide besin alımının kısıtlanmasını sağlayarak, bağırsaklarda gerçekleştirilen değişim ise besin emilim mekanizmasını değiştirerek fazla kilo sorunu ile birlikte tip 2 diyabet hastalığının giderilmesini mümkün kılar. Doğru hasta seçimi ve cerrahi deneyim operasyonun yüksek başarı ile tamamlanmasını sağlar.

 

Şeker Hastalığı Nedir? Tipleri Nelerdir?

 

Transit bipartisyon ameliyatı sonrası gerekliliklere uyum sağlandığında hastalardaki diyabet kalıcı ve kesin olarak iyileştirilmiş olur. Peki bu durum neden bu kadar önemlidir? Şeker hastalığı neden bu kadar riskli bir hastalıktır? Gelin birlikte şeker hastalığını kısaca tanıyalım.

 

Şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet en genel anlamda kan şekeri seviyesinin normalin üzerine çıkması ve idrarda şeker bulunması durumudur. Bireylerde yorgunluk, halsizlik, görüşte bulanıklaşma, aşırı susama, ayakta uyuşma, geç yara iyileşmesi, ciltte kuruluk vb. belirtilerle etkisini hissettiren şeker hastalığı genetik ve çevresel birçok nedenin bir araya gelmesi sonucu oluşur. Şeker hastalığı temelde Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabet olmak üzere iki ana türe ayrılır. Tip 1 diyabet pankreasta insülinin yeterince üretilememesi ya da hiç üretilmemesi ile karakterizedir. Tip 2 diyabet ise vücut hücrelerinin insülini gerektiği şekilde kullanamaması ile ilişkilidir. Günümüzde tip 2 diyabet en sık görülen şeker hastalığı türü olma özelliğine sahiptir.

 

·         Tip 2 Diyabet Kimlerde Sık Görülüyor?

 

Vücudun glikozu yakıt olarak kullanma biçiminde bozukluğa yol açan, kronik özellik taşıyarak kan dolaşımında gereğinden çok şeker bulunmasına neden olan tip 2 diyabet riskini arttıran faktörlerin başında obezite hastalığı gelir. Obeziteye ek olarak karın bölgesinde yağlanma, hareketsizlik, aile öyküsü, kan lipid seviyesinin yüksekliği, yaşın ilerlemesi gibi unsurların da tip 2 diyabet riskini artırdığı bilinmektedir. Bu hastalık kalp, kan damarları, sinirler, gözler ve böbrekler dahil olmak üzere vücudun birçok organında hasara neden olabilir.[2]

 

·         Tip 2 Diyabet (T2dm) Nedir? Tedavisi Var mıdır?

 

Tüm diyabet vakalarının yaklaşık %90-%95’ini oluşturan tip 2 diyabette vücut insülin üretir. Ancak üretilen insülin ya yeterli değildir ya da vücut tarafından doğru şekilde kullanılamıyordur. Bu nedenler kandaki şeker oranının idealin üstüne çıkmasına neden olarak tip 2 diyabet sorununun oluşmasına yol açar. Tip 2 diyabet tedavi edilebilen, daha doğru bir ifadeyle kontrol edilip yönetilebilen bir sağlık sorunudur. Ancak bu anlamda kombine tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır. Transit bipartisyon ameliyatı ile tip 2 diyabet hastaları hem kan şekerlerinde düşüşü hem kilo verdiklerini hem de şeker ve obezite kaynaklı ikincil sağlık sorunlarında gerileme olduğunu deneyimleyebilirler. Bu noktada unutulmaması gereken transit bipartisyon ameliyatı olanların sağlıklarına kavuşmaları için kendilerinin de çaba göstermeleri gerektiğidir.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Nedir?

 

Transit bipartisyon ameliyatı hem obezite hem de şeker hastalığı yaşayan hastaların tedavisi için geliştirilen metabolik cerrahi türüdür. Şeker hastalığı yaşayan ve fazla kilosu bulunan hastalara yeni bir başlangıç sunan transit bipartisyon ameliyatı iki aşamalı bir cerrahidir. Deneyimli cerrahlar tarafından yaklaşık 4-6 saatte tamamlanan şeker ameliyatı laparoskopik yöntemle gerçekleştirilmektedir. Modern yaşamın yol açtığı beslenme sorunları, özellikle de glisemik indeksi yüksek gıdaların tüketiminin artması bağırsaklardan şeker hastalığına yol açan hormon salınımını tetiklemekte ve buna karşılık bağırsağın şeker hastalığını önleyen hormon salınımını kısıtlayarak hormonal dengesizliğe yol açmaktadır. Transit bipartisyon ameliyatı ile şeker hastalığının oluşumunu tetikleyen bu hormonal dengesizliğin önlenmesi amaçlanır. Hormonal dengenin sağlanmasına ek olarak tip 2 diyabet ameliyatı sırasında midenin, tüp mide ameliyatında olduğu gibi tüp şekline getirilmesi sağlanır. Transit bipartisyon sırasında mide oluşturulurken midenin yaklaşık %70’lik kısmı çıkarılır. Oluşturulan yeni mide sleeve gastrektomi sonrası oluşandan bir miktar daha büyüktür. Böylece hem ghrelin hormon salınımını engellenir hem de mide içi basınç dengelenerek mide kaçak riski azalır.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Nasıl Yapılır? Şeker Ameliyatı Nasıl Yapılır?

 

Genel anestezi altında laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen transit bipartisyon ameliyatı karın bölgesinden açılan (4-5) milimetrik kesilerden, ucunda kamera bulunan gelişmiş cerrahi aletlerle yapılır. Operasyonun ilk aşaması besin alımının kısıtlanması ve aynı zamanda iştahın kontrol altına alınabilmesi için midenin sleeve gastrektomi ameliyatında olduğu gibi ince bir tüp şekline getirilmesidir. Daha sonra insülin salınımını yapan L hücrelerinin bulunduğu ve ileum olarak adlandırılan ince bağırsakların son 250 cm’lik kısmı ile ince bağırsakların üst kısmı bölümü birbirinden ayrılır. İnce bağırsakların alt kısmı küçültülen mide ile entegre edilir. Mideyle bağlantılı olan ve boşta kalan ince bağırsak ise ince bağırsağın son 150 cm’lik kısmı ile birleştirilir. Anatomide gerçekleştirilen bu değişiklerle yeni mide içinden geçen gıdalar doğrudan ince bağırsağın son bölümüne ulaşabilir ve son bölümdeki L hücrelerini aktive ederek insülin salınımı başlatılabilir. Hastalar kendi vücutlarındaki insülini kullanmaya başladıkları için de kan şekeri kontrol altına alınabiliyor.

 

Transit Bipartisyon Kimlere Yapılır? Yaş Sınırlaması Var mı?

 

Şeker ameliyatı yapılmadan önce hastalara diğer obezite cerrahileri öncesinde olduğu gibi birçok tetkik uygulanıyor. Hastaların anesteziye ve operasyona uygunluğu belirlenmesi ile diğer ayırt edici kriterler de kontrol ediliyor. Transit bipartisyon ameliyatı;

 

  • Vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olup şeker hastalığı bulunan,
  • 18-65 yaş aralığındaki,
  • Fazla kilo ve eşlik eden diyabet 2 nedeniyle genel sağlık durumu tehlikede olan,
  • Operasyon öncesi, sırası ve sonrası dönemin gerekliliklerinin farkında olan,
  • Operasyon sonrası kilo vermeye kararlı hastalara uygulanabiliyor.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Kaç Saat Sürer?

 

Şeker ameliyatı süresi 4-6 saat aralığında değişebilir. Hastalara genel anestezi altında gerçekleştirilen operasyon sonrasında hastanede yatış süresi ortalama olarak 4 gündür.[3] Operasyon planlama sürecinde gerek ameliyat süresi, gerek cerrahi detayları, gerekse hastanede kalış süreci ile ilgili merak edilen tüm konularda cerrahlar hastalara detaylı bilgilendirme sunacaklardır.

 

Şeker Ameliyatı Sonrası Beslenme Nasıl Olmalı?

 

Şeker ameliyatı olan hastaların beslenmelerine dikkat etmeleri önemlidir. Operasyon sırasında mide küçültüldüğü için tokluk hissine hızla ulaşılır ve midenin geniş kısmı ile birlikte açlık hormonu “ghrelin” salınımı yapılan bölüm çıkarıldığı için hastalarda belirgin bir iştah azalması meydana gelir.

 

Transit bipartisyon sonrası beslenme süreci temel olarak 3 ayrı bölümde incelenir. Şeker ameliyatı sonrası sıvı diyet dönemi operasyondan sonraki 15 gün boyunca devam eden süreçtir. Sıvı beslenme periyodunda hastaların komplikasyon riskini azaltmak için tanesiz, berrak ve protein değeri yüksek sıvılarla beslenmeleri gerekir. Sıvı beslenmede en çok yapılan yanlış şeker ve yağ içeren yüksek kalorili içeceklerin tercih edilmesidir. Aynı şekilde bu dönem kapsamında mide asit salınımını artıran içeceklerden de uzak durulması önemlidir.

 

Şeker ameliyatı sonrası püre beslenme dönemi operasyondan sonraki 15. günde başlar ve operasyondan sonra 30. gün sona erer. Sıvı diyet döneminin tamamlanması ile birlikte katı sıvı ayrımının öğrenilmesi gereken bu zaman diliminde sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirilen ve blenderdan geçirilen yiyeceklerin tüketilmesi gerekir. Diğer tüm diyet dönemlerinde olduğu gibi püre diyet döneminde de protein oranı yüksek gıdaların tercih edilmesi ve püre de olsa gıdaların yavaş yavaş ve çokça çiğnenmesi gereklidir.

 

Şeker ameliyatı sonrası katı beslenme dönemi operasyondan sonra 30 gün geçmesi ile başlar. Bu dönemde hem sıvı hem de püre beslenme dönemindeki tüm gıdalar katı formda tüketilebilir. Yiyecekler tüketilirken küçük parçalara ayrılmalı, iyice çiğnenmelidir. İlk 3 ay gibi bir sürede yemeklerde midede rahatsızlık yaratabilecek baharatların tüketilmemesine dikkat edilmelidir.

 

Transit bipartisyonun dahil olduğu metabolik cerrahilerden sonra da bariatrik cerrahilerden sonra da hastaların yaşam boyu sürdürmeleri gereken beslenme alışkanlıklarını edinmeleri önemlidir. Kızartmalardan, fast food gıdalardan, aşırı yağlı besinlerden vazgeçilmelidir. Yiyecekler iyice çiğnenmeli, tıka basa tokluk hissedilmemelidir. Doğru beslenilmemesi hastaların hedeflerine ulaşmalarını engelleyebilir ve aynı zamanda komplikasyonlarla karşılaşmalarına da neden olabilir.

 

Şeker Ameliyatı Sonrası Egzersiz ve Spor

 

Şeker ameliyatı sonrası süreçte egzersiz ve spor yapılması gerekir. Tip 2 diyabet için de obezite için de sedanter yaşam tarzı yani hareketsizlik en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Transit bipartisyon operasyonun etkileri, ameliyat dahilinde gerçekleştirilen iki aşamalı anatomik değişimler dahilinde çift yönlüdür; hastaların hem kilo vermesi hem de kan şekerinin dengelenmesi sağlanır. Kilo verilebilmesi ve faydaların artırılabilmesi için egzersizler hayatın rutin bir parçası haline getirilmelidir. Erken dönemde yavaş tempolu yürüyüşlere başlanmalı gün geçtikçe hem yürüyüş temposu hem de süresi artırılmalıdır. Tam iyileşme gerçekleştikten sonra, operasyondan 1 ay sonra cerrahların da onayı ile yüksek tempolu egzersizlere geçiş yapılabilir. Hem bariatrik hem de metabolik cerrahilerden sonra egzersiz planları hastaların yaşı, kilosu, genel sağlık durumu ve verdikleri kilo doğrultusunda revize edilmelidir.

 

Ameliyatım Sonrası Vitamin ve Mineral Takviyeleri Almama Gerek Var mı?

 

Transit bipartisyon operasyonunda besin emilim mekanizması değiştiriliyor ancak tüketilen besinler ince bağırsakların tüm bölümünden geçtiği için besin emilim sorunları yaşanmıyor. Dolayısıyla hastaların dönemsel ya da ömür boyu mineral ve vitamin takviyelerini kullanmaları gerekmiyor. Yine de bu durum hasta özelinde değişebiliyor, düzenli olarak kan tahlilleri yapılarak hastalar özelinde mineral ve vitamin kullanım önerisi sunulabiliyor.

 

Şeker Ameliyatı Sonrası İdeal Kilo ve Şeker seviyeme Ne Zaman Ulaşabilirim?

 

Kişisel faktörler belirleyici olsa da en genel ifadeyle hastaların ideal kilolarına ve şeker seviyelerine ulaşabilmeleri için 2 yıl gibi bir sürenin geçmesi gerektiği ifade edilebilir.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Bir Ağırlık Sınırlaması Var mı?

 

Transit bipartisyon ameliyatı için kilo sınırlamasından bahsedilemez. Besin alımının kısıtlandığı ve hastaların kilo vermelerinin amaçlandığı diğer operasyonlarda olduğu gibi şeker ameliyatı için de vki değeri ve hastaların tip 2 diyabet hastalıklarının bulunması kriterleri ameliyat kararı için baz alınıyor. Kişilerde yalnızca obezite olduğunda sleeve gastrektomi, gastrik bypass gibi operasyonların tercih edilmesi daha doğru yaklaşımlar olarak ön plana çıkabiliyor.

 

Pandemi (Covıd-19) Sürecinde Transit Bipartisyon Ameliyatı Olabilir Miyim? Bir Engel Var Mı?

 

Pandemi sürecinde gerekli tüm önlemlerin alındığı hastanelerde transit bipartisyon ameliyatı yapılabilir. Önemli olan hastaların Covid-19 pozitif olmaması, genel sağlık durumlarının operasyon için engel teşkil etmemesi ve gerekli kriterleri karşılamalarıdır. Hem obezite hem de tip 2 diyabet Covid-19 etkisini artıran, hastane yatış oranlarını yükselten önemli sağlık sorunlarıdır. Bu nedenle güvenli sağlık kuruluşlarında tecrübeli cerrahlar tarafından gerçekleştirilen şeker ameliyatı sağlık için atılabilecek önemli adımlardan biri olarak kabul edilir.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Avantajları Nelerdir?

 

Transit bipartisyon metabolik cerrahiler arasında yer alır. Aynı zamanda kilo verilmesini de sağlar. Üstelik bu operasyon için morbid obezite vki değerlerine sahip olunmasına da gerek yoktur. Vki değeri 30 ve üzerinde olup tip 2 diyabet rahatsızlığı bulunan hastalar operasyon için uygun kabul edilir.

Transit bipartisyon ameliyatı sırasında mide küçültüldüğü için hastalar hem daha hızlı doyarlar hem de daha uzun süre tokluk hissederler. İştahlarındaki azalma ile de birlikte fazla kilolarını hızlı bir şekilde kaybedebilirler.

 

Transit bipartisyon ameliyatının en önemli avantajlarından biri bağırsakların hiçbir bölümünün sindirim dışı tutulmamasıdır. Gıdaların yaklaşık üçte biri bağırsakları dolaştığı için ve bağırsakların tamamı kullanıldığı için gıdalardaki besin ve minerallerin emilimi minimal ölçüde bozulmaya uğrar. Bu nedenle transit bipartisyon operasyonu olanlar için hayat boyu mineral ve vitamin takviyesi kullanımı şart değildir.

 

Şeker ameliyatı sırasında duodenum adı verilen onikiparmak bağırsağına müdahale edilmediği için hastalarda hem mide bağırsak endoskopileri hem de gerektiği durumda safra yollarına müdahale gerçekleştirilebilir.

 

Transit bipartisyon sonrası hastaların şeker hastalıklarındaki iyileşme hem vücudun kendi insülinini kullanmaya başlayıp kan şekerinin dengelenmesi hem de kilo verilmesi yoluyla gerçekleşir. Bu açıdan yaklaşıldığında şeker hastalığına çift yönlü bir etki sunulduğu ifade edilebilir.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Başarı Oranı Ne kadardır?

 

Deneyimli cerrahlar tarafından seçilmiş hastalara uygulandığında şeker ameliyatı başarı oranı oldukça yüksektir. Operasyondan 5 yıl sonraki veriler doğrultusunda hastaların obezite tedavisinde bu cerrahinin başarı oranının %74 – %90 oranında olduğu bilinmektedir. Ti2 şeker hastalığı üzerinde ise tam iyileşme etkisinin %86 olduğu ifade edilmektedir. Tam iyileşmeden kasıt hastaların kan şekerlerinin dengelenmesi veya tip 2 diyabetin tam remisyona uğramasıdır.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Tehlikeli Mi? Riskleri var mı?

 

Metabolik cerrahilerin risklerini belirleyen birçok farklı faktör olduğu bilinmektedir. Hastanın vücut kitle indeksi değeri, ikincil sağlık sorunları, cinsiyeti ve yaşı gibi değişkenler risk oluşumunda etkilidir. Tip 2 diyabet hastası olup vücut kitle indeksi değeri 30 ve üzerinde olan, obezite ve diyabet nedeniyle metabolik hastalıklar yaşayan kişilere uygulanabilen transit bipartisyon sonrası riskler diğer tüm cerrahilerde görülebilen riskler ile benzer özelliklere sahiptir. Ancak bu operasyona özgü çeşitli risklerin bulunduğu da bilinmektedir. Kanama, emboli, bağırsak tıkanıklığı ve kaçak riski şeker ameliyatı riskleri arasında yer alır. Ancak bu riskler operasyonun çok tehlikeli olduğu anlamına gelmez. Cerrahın deneyimi ve pre operatif kontrollerin kapsamlı yapılması ile risklerin tespit edilmesi ve engellenmesi büyük ölçüde mümkün olacaktır.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Fiyatları Nedir?

 

Şeker ameliyatı fiyatları operasyonun gerçekleştirileceği şehre, operasyonun gerçekleştirileceği hastanenin fiyat politikasına, cerrahın deneyimine, operasyon sırasında kullanılan cerrahi malzemelere, hastanede yatış sürecine vb. faktörlere göre değişiklik gösterebilir. Her cerrahide olduğu gibi transit bipartisyon ameliyatı için de fiyat en önemli unsur değildir. Bu nedenle fiyattan ziyade cerrahın başarısına ve operasyonun gerçekleştirileceği hastanenin yeterliliğine odaklanmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

 

Transit Bipartisyon Operasyonu Sonrası Ağrı Olur mu?

 

Şeker ameliyatı sonrası ağrı oluşumu gözlemlenebilir. Operasyon sırasında hastaların karın bölgesinden geniş değil milimetrik deliklerin açılması post operatif sürecinin konforlu geçmesinde ve iyileşme sürecinin kısalması adına etkilidir. Oluşabilecek ağrılar hekimlerin reçete ettiği ağrı kesicilerle ve şeker ameliyatı sonrasında dikkat edilmesi gerekenlere uyum sağlanarak kontrol altına alınabilir.

 

Ameliyatı Sonrası Ne Zaman Taburcu Olabilirim (İşe Dönebilirim)?

 

Şeker ameliyatı sonrası hastaneden taburcu olabilmek için 3-5 gün geçmesi gerekir. Operasyondan sonraki süreçte rutin muayenelerin yapılması ise genel sağlık durumunun kontrolü için gereklidir. Masa başında çalışılan işlere dönüş için hastaların yaklaşık 10 gün beklemesi gerekirken bu süre yoğun aktiviteli işlere sahip olanlar için 3-4 haftaya uzayabilir.

 

Transit Bipartisyon Operasyonu Sonrası Tekrar Diyabet Başlar mı?

 

Şeker ameliyatı ile hastalar sürdürülebilir avantajlar sağlarlar. Kilo verebilirler ve kan şekerlerindeki düşüşle diyabet hastalığından kurtulabilirler. Ancak her zaman ifade ettiğimiz gibi hiçbir bariatrik ya da metabolik cerrahi tek başına mucizeler yaratamaz. Hastalar operasyondan sonra diyabetten kurtulmaları ile eski sağlıksız yaşam alışkanlıklarına dönerlerse, egzersiz yapmaz ve diyet kurallarına uymazlarsa diyabet 2 hastalığının başlaması mümkündür.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Sonrası Mide Büyür Mü?

 

Şeker ameliyatında mide ince uzun bir tüp haline getirilir. Yeni mide eski midenin %70’inin vücut dışarısına çıkarılması yoluyla oluşturulur. Midenin formunun korunması, kaçak riskinin minimize edilmesi ve yeniden kilo alınmaması adına hastaların öğünlerini küçük tutması, midelerini sürekli tıka basa doldurmaması önemlidir. Mide sürekli gerildiği takdirde zaman içerisinde esneyebilir ve hastaların midelerinde büyüme meydana gelebilir.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatından Sonra Ağırlık Kaldırmak Sakıncalı Mıdır?

 

Evet, tam iyileşme gerçekleşmeden şeker ameliyatı sonrasında da ağırlık kaldırmak sakıncalıdır. Karın içi basıncı artırabilen bu aktivite hastalarda kanama başta olmak üzere çeşitli komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle operasyondan sonraki ilk 1 ay hastaların hem kendilerini zorlayacak tempolu egzersizlerden hem de ağırlık kaldırmaktan uzak durmaları gerekmektedir.

 

Transit Bipartisyon Ameliyatı Sonrası İyileşme Sürecine Etki Eden faktörler

 

Transit bipartisyon ameliyatı laparoskopik yani kapalı teknikle gerçekleştiği için hastalar açık cerrahilere oranla daha konforlu bir süreç yaşayabilirler. İyileşme sürecinde cerrahların direktiflerine harfiyen uyulması, istirahat edilmesi, doğru beslenilmesi önemlidir. Tüm bunlara ek olarak sigara ve alkol tüketilmemelidir. Yine de iyileşme sürecinin hastaya özgü olduğu gerçeği de göz ardı edilemez. Hastanın yaşı, genel sağlık durumu gibi unsurlar iyileşme sürecini etkileyebilir.

 

Şeker Ameliyatı Sonrası Şikayetler

 

Transit bipartisyon cerrahisi olanlar operasyonun deneyimli bir cerrah tarafından gerçekleştirilmesi ve post operatif kurallara uyum sağlanması ile konforlu ve aynı zamanda sağlıklı bir sürece adım atabilirler. Şeker ameliyatı sonrası şikayetler oldukça kısıtlıdır, yine de iyileşme sürecinin hasta özelinde farklılaşabildiği unutulmamalıdır. Hekimler operasyon öncesi dönemde avantajlar kadar şeker ameliyatı sonrası yaşanabilecek şikayetler hakkında da detaylı bilgi aktararak süreçle ilgili soru işaretlerini azaltacaklardır.

 

Şeker Ameliyatı Sonrası Yüzüstü Uyumak Sakıncalı Mıdır?

 

Transit bipartisyon sonrası yüzüstü uyunması için 2-3 haftalık sürecin geçmesi ve kesilerin tamamen iyileşmesi gereklidir.

 

Şeker Ameliyatı Olanların Yorumları

 

Şeker ameliyatı olanların yorumları pozitif bir seyirdedir. Göreceli olarak yeni bir teknik olsa da gerek doğal mide yolunun korunması, gerek bağırsakların tüm bölümlerinin kullanılması ve gerekse eş zamanlı olarak mide küçültülmesi ile hastalar kurallara uydukları takdirde hem kilo verebilirler hem de şeker hastalığının gerilediğini gözlemleyebilirler.

Gastrik Bypass Hasta Yorum Videoları

Gastrik Bypass Ameliyatı Hakkında En Çok Merak Edilenler

Her cerrahi operasyon gibi gastrik bypass operasyonu da belirli riskleri beraberinde getirir. Midenin büyük ölçüde küçültüldüğü ve aynı zamanda bağırsaklara da müdahale gerçekleştirilen bu obezite cerrahisi sonrası her ameliyatta görülebilen enfeksiyon, kanama, anestezi komplikasyonları, solunum problemleri vb. ortaya çıkabilir. Bu risklere ek olarak mide baypası operasyonuna özgü komplikasyonlardan da bahsedilmesi mümkündür. Sindirim sisteminde kaçak, bağırsak tıkanması, dumping sendromu, fıtık, kan şekeri düşüklüğü, beslenme yetersizliği, kusma, safra taşları ve ülser oluşumu meydana gelebilir.[13] Gastrik bypass ameliyatı öncesinde yapılan detaylı tetkikler sayesinde bu risklerin azaltılması ve gerekli önlemlerin alınması mümkündür. Hastaların operasyon sonrası süreçte dikkat edilmesi gerekenlere uyum sağlamaları da eş derecede öneme sahiptir.

Gastrik bypass ameliyatı kararı alınırken, diğer tüm obezite cerrahilerinde olduğu gibi kilogram bazlı ağırlık yerine vücut kitle indeksi değerleri belirleyici bir etkiye sahiptir. “Kimler gastrik bypass ameliyatı olabilir?” bölümünde açıklandığı gibi VKİ değeri 40 ve üzerinde olan, 35 ve üzerinde olup sistemik sağlık sorunları bulunan ya da 30 ve üzerinde olup kontrol altına alınmayan şeker hastalığı veya metabolik sendromu bulunan kişiler, diğer kriterleri de karşıladıkları takdirde gastrik bypass için uygun kabul edilirler.

Gastrik bypass ameliyatının diğer bariatrik cerrahilere göre farkının anlaşılabilmesi için operasyonlar bazında karşılaştırma yapılması en doğru yaklaşım olacaktır. Örneğin tüp mide ameliyatında yalnızca mide hacmi kalıcı olarak küçültülürken mide baypası esnasında hem mide hacmi küçültülür hem de besin emilimi kısıtlanır. Ancak mide hacmi küçültülürken midenin kullanım dışı bırakılan kısmı, tüp mide ameliyatından farklı olarak vücut dışarısına çıkarılmaz. Tüm bariatrik cerrahilerle benzer nitelikte karşılaştırılma yapılması mümkündür. Gastrik bypass ile ilgili bilinmesi gereken en önemli nokta bu cerrahi sonrası yalnızca mide hacminin küçültülmediği, aynı zamanda besin emiliminin de azaltıldığıdır.

Gastrik bypass cerrahi süresi 2 – 4,5 saat arasında sürebilmektedir. Operasyon süresi uygulanan tekniğe göre değişiklik gösterebilir. Operasyon laparoskopik teknikle yapılacaksa genellikle 2 – 3 saat arasında tamamlanır.[14]

Tüm bariatrik cerrahi çeşitlerinde olduğu gibi mide bypass ameliyatı öncesinde de hastaların genel sağlık durumlarının ameliyat için uygunluğunun belirlenmesi adına kapsamlı testlere ve tetkiklere başvurulması gerekir. Operasyona engel bir sorun belirlenmesi halinde, tedavi edilebilecek bir sorun varsa tedaviye yoksa operasyon iptaline başvurulması ve farklı alternatiflerin değerlendirilmesi mümkündür.

Gastrik bypass cerrahisi öncesi atılması gereken ilk adım hasta-doktor diyaloğunun efektif bir şekilde kurulacağı bir cerraha muayene olmak ve operasyon görüşmelerini yapmaktır. Akabinde operasyon için uygunluğun belirlenmesi adına, yazımızın daha önceki bölümlerinde değindiğimiz testler yapılır. Hastaların kullandıkları ilaçları, vitaminleri veya bitkisel takviyeleri belirtmeleri önemlidir.

Operasyon kararı verildikten sonra cerrahlar kullanılan ilaçların, özellikle kan sulandırıcıların kesilmesini isteyebilirler. Bu dönemde sigara ve alkol tüketiminin bırakılması da oldukça önemlidir. Hastaların operasyon öncesi süreçte özel bir beslenme programı uygulamaları gerekirse beslenme uzmanları tüm detayları kendileri ile paylaşacaktır.

Gastrik bypass sonrası ağrı oluşumu mümkündür. Ancak bu ağrı tahammül edilemeyecek seviyede değildir. Laparoskopik teknikle gerçekleştirilen operasyon sonrası ciltte derin ve geniş bir kesi bulunmadığı için ağrı da minimal düzeyde yaşanacaktır. Yine de gastrik bypass sonrası karın ağrısı komplikasyonunun yaygın bir şekilde görüldüğü bilinmektedir. Karın ağrısı hafif ya da çok şiddetli olabilir. Çok şiddetli ağrı yaşanması halinde tıbbi destek alınmalıdır.[15]

Operasyon günü öncesinde cerrahlar hastalara dikkat edilmesi gereken tüm unsurlar hakkında bilgi aktarırlar. Cece yarısından sonra herhangi bir yiyecek ya da içecek tüketilmemelidir. Hastane yatışı sırasında tüm takıların çıkarılması ve rahat kıyafetlerle hastaneye varılması önemlidir. Hastane odasına çıkarıldıktan sonra hemşireler hastaları ziyaret edecekler ve son kontrolleri yapacaklardır. Ameliyathaneye gidilmeden önce anestezi uzmanı hastaları ziyaret ederek kapsamlı sorular sorabilirler. Akabinde operasyon için hazırlıklar başlatılır.[16]

Şeker hastalığı, astım ve yüksek tansiyon gibi hastalıklar kontrol altına alındığı takdirde operasyon için herhangi bir engel teşkil etmezler. Aksine tüm bu sistemik hastalıklar gastrik bypass cerrahi başvurularının nedenleri arasında yer alır. Fazla kilo nedeniyle oluşan ve kişinin yaşam kalitesini düşürmenin yanı sıra hayatını da tehdit eden bu hastalıklar obezite cerrahileri sonrasında kilo kayıplarına bağlı olarak gerileme eğilimindedirler.

Gastrik bypass ameliyatı olanların ne kadar kiloyu ne kadar süre zarfında verebilecekleri değişiklik gösterebilir. Kişinin yaşı, cinsiyeti, hali hazırdaki kilosu, genel sağlık durumu ve post operatif sürecin gerekliliklerine ne denli uyum gösterdiği verilen kilo miktarını etkileyebilir. Ancak yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarında gastrik bypass ameliyatından sonraki ilk 2 yıl içerisinde hastaların %80’inin fazla kilolarının %70’ini verebildikleri gösterilmiştir.

Gastrik bypass ameliyatı sonrası kabızlık görülebilir. Operasyon sırasında gerçekleştirilen anatomik değişikliklere bağlı olarak gerek besin alımının gerekse besin emiliminin azalması ile bireylerin tuvalet alışkanlıklarında farklılık oluşması oldukça normaldir. Kabızlık sorunu yönetilebilen ve giderilebilen bir komplikasyon olarak değerlendirilmelidir. Lif oranı yüksek gıdaların tüketilmesi, egzersizlerin ihmal edilmemesi ve yeterince su tüketilmesi ile kabızlık sorununun üstesinden gelinebilir.

Gastrik bypass ameliyatı obezite hastalarının hızlı bir şekilde kilo vermesini sağlar. Hızlı bir şekilde, yüksek miktarda kilo verilmesine bağlı olarak hastaların yaşadıkları tehlikeli ve kronik hastalıklar iyileşebilir veya remisyona girebilir. Astım, gastroözafageal reflü (GERD), yüksek kolesterol, hipertansiyon, tıkanıklığa bağlı uyku apnesi, tip 2 diyabet gibi kronik hastalıkların iyileşmesi gastrik bypass sonrası verilen kilo ile doğrudan ilişkilidir.[17]

Operasyon sonrası hastanede kalış süreci hasta özelinde, genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Genel anlamda hastaların 3-4 gün boyunca hastanede kalabilecekleri ifade edilebilir. Bu süre operasyonun yapıldığı teknik doğrultusunda değişiklik gösterebilir. İşe dönüş sürecini etkileyen birden fazla faktör vardır.

Hastaların iyileşme sürecini ne kadar efektif geçirdikleri de işlerinin temposu da bu süreyi etkileyebilir. İş yaşamı sakin olan ve fiziksel aktivite gerektirmeyen işlerde çalışan hastalar 2-3 hafta içerisinde işlerine dönebilirken işleri gereği yoğun aktivitede bulunması gerekenler için bu süre 6-8 haftaya uzayabilir. Son karar rutin kontrollerin ardından hekimler tarafından verilecektir.

Gastrik bypass ameliyatı sonrası vitamin ve mineral takviyelerinin alınması önemlidir. Besin emiliminin azaltıldığı bu cerrahi sonrası hastaların hayat boyu takviye kullanması gerekebilir. Ancak bu söylem kişi özelinde de değişebilir. Önemli olan hastaların kan değerlerinin belli aralıklarla ölçümlenmesi ve gereksinimleri doğrultusunda takviye alımlarının sağlanmasıdır.

Post operatif dönemde A vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini, B5 vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, folat, biotin, C vitamini, E vitamini, D vitamini, E vitamini, K vitamini; kalsiyum, demir, çinko, bakır, selenyum, magnezyum, manganez gibi minerallerin takviye şeklinde kullanılması gerekli olabilir.[18]

Mide baypası ameliyatı sonrasında mide ve bağırsakların yapısı ve bağlantı noktaları değiştirildiği için bazı hastalarda, farklı nedenlerle kaçak riski oluşabiliyor ve sindirim sıvıları anastomoz adı verilen bağlantılardan sızdığında kaçak sorunu gündeme gelebiliyor. Kaçak oluşma nedenleri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte ameliyat sonrası bölgede kan akışında sorun yaşanması, kronik hastalıklar veya sigara kullanımı gibi yara iyileşme sürecini olumsuz etkileyen davranışlar kaçak riskini artırabiliyor.

Gastrik bypass ameliyatı sonrası kaçak belirtileri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte şu şekilde sıralanabiliyor; hızlı kalp atışları, ateş, titreme, karın ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, mide bulantısı, kusma, kan basında düşme, sol omuz bölgesinde ağrı, idrar miktarında azalma ve halsizlik. Bu belirtilerin yaşanması halinde hastaların doktorları ile zaman kaybetmeden iletişime geçmesi gerekir.[19]

Roux-en-y gastrik bypass sonrası iyileşme süresi 3-6 hafta arasında değişiklik gösterebilir. Bu süre operasyon tekniği, hastaya özgü koşullar ve post operatif dönem kurallarına ne kadar uyum sağlanıp sağlanmadığı doğrultusunda farklılaşabilir. Tam iyileşme gerçekleşmeden hastaların vücutlarını çok zorlamaması, yara iyileşmesine zarar verecek alışkanlıklardan ve aktivitelerden kaçınması önemlidir.

Operasyondan sonra rutin kontrollere düzenli olarak gidilmesi, sağlık durumunun yakından takip edilmesi, önerilen gıdaların önerilen miktarda tüketilmesi ve kısıtlanan aktivitelerden uzak durulması ile iyileşme süreci konforlu bir şekilde geçirilebilir.[20]

Hastaların en çok merak ettiği soruların başında tüp midenin mi mide baypasının mı tercih edilmesi gerektiği gelir. Ancak bu sorunun yanıtı hastadan hastaya değişiklik gösterebilir. Hangi operasyonun hastalar için uygun olduğu kararı cerrah ve hasta iş birliğinde verilir. Hem sleeve gastrektomi hem de RNY gastrik bypass kendine has avantajları ve dezavantajları olabilen kilo verme ameliyatlarıdır. Operasyon türü seçimi yapılırken hastaların sahip olduğu kronik rahatsızlıkların, yaşlarının, kilolarının, vücut yapılarının ve VKİ değerlerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Ancak hastada şeker ve reflü hastalığı bulunuyorsa, aynı zamanda daha çok miktarda ve daha hızlı şekilde kilo vermesi gerekiyorsa gastrik bypass önerilmesi daha doğru bir yaklaşım olarak ön plana çıkacaktır.

Bu obezite cerrahisi hem mideyi küçültüyor hem de besin emilimini azaltıyor. Dolayısıyla hastalar daha az yemek tüketiyor, iştahları düşük oluyor ve aynı zamanda tükettikleri besinlerden daha az kalori alabiliyor. Operasyon sonrasında kilo vermek oldukça kolaylaşıyor.

Ameliyat sırasında trokar delikleri açılır ve operasyon tamamlandıktan sonra bu milimetrik kesilerin kapatılması gerekir. Bu doğrultuda cerrahlar kendiliğinden eriyebilen dikişler kullanabilir, yapıştırıcılardan yardım alabilir ya da kesileri zımbalayabilir. Tercih edilen kapatma tekniği iz kalıp kalmamasını etkileyebilir. Yine de bu izlerin zaman içerisinde belirginliğini kaybedeceği ve estetik kaygı nedeni olmayacağı ifade edilebilir.[21]

Kilo kaybı, verilen kiloların yeniden alınmaması, post operatif komplikasyonlar ve mortalite oranları cerrahinin başarısını tanımlamak için önemli değişkenlerdir. Gastrik bypass kısa sürede dramatik oranda kilo kaybına yol açabilir. Hastalar beslenme ve egzersiz programlarına uyum sağladıkları takdirde fazla kilolarının %80’ine kadar verebilirler. Üstelik sonuçlar da oldukça uzun vadelidir. Hastaların çoğunun operasyondan 20 yıl sonra fazla kilo kayıplarının %50’sini koruduğu bilinmektedir.

Obezite kaynaklı sağlık sorunlarında da Roux-en-y sonrası ciddi bir iyileşme görülmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalar erken dönem komplikasyonların %5 civarında olduğunu göstermekte ve ölüm oranlarının da %0.1 (binde bir) olduğuna işaret etmektedir.[22] Nitekim RNY en sık uygulanan bariatrik cerrahilerin de başında gelmektedir.

Operasyondan sonra oluşturulan küçük mide kesesi birkaç ay boyunca formunu ve büyüklüğünü korur. Zaman içerisinde bir miktar büyüyebilir. Bu büyüme hastaların gıda tüketimlerinin daha konforlu şekilde gerçekleşmesini sağlar niteliktedir.

Belirli kurallara uyum sağlandığı takdirde mide baypası sonrası banyo yapılabilir. Dikiş bölgelerinin su ile temasında herhangi bir sorun olmamakla birlikte sert keseleme hareketlerinin yapılmaması ve su tazyikinin çok olmamasına dikkat edilmelidir. Banyo yapıldıktan sonra dikiş bölgelerinin iyileşmesi tamamlanana dek enfeksiyon oluşumunun engellenmesi adına batikon kullanımı önerilebilir. Operasyon sonrası süreçte dikkat edilmesi gerekenler hakkında hastalar ve yakınları kapsamlı şekilde bilgilendirilecektir.

Gastrik bypass ameliyatı sonrası cinsel ilişkiye girilmesi için yaklaşık 3-4 haftalık bir sürecin beklenmesi önemlidir. Hasta özelinde iyileşme süreleri değişebileceği için rutin muayeneler doğrultusunda cerrahlar ne zaman cinsel ilişkiye güvenle girilebileceğini belirteceklerdir. Tam iyileşmenin tamamlanması ve hastaların kilo vermesine bağlı olarak cinsel yaşamlarında fark edilebilir bir değişim meydana gelir. Kilo verince hormon dengesindeki düzelmeler ve kronik hastalıklarda gerileme başlar, öz güvende yükselme meydana gelir ve yaşanan cinsel isteksizlikler belirgin ölçüde azalır. Fazla kilo nedeniyle hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen cinsel işlev bozuklukları da azalabileceği için çiftlerin cinsel yaşamları pozitif bir döneme girer.

Gastrik bypass cerrahisi sonrası erken dönemde hastaların kesinlikle ağır kaldırmaması gerekir. Tam iyileşme gerçekleşmeden ağırlık kaldırmak karın içi basıncı artırabilir ve kanamaya yol açabilir. Operasyondan yaklaşık 1 ay sonra, rutin kontroller doğrultusunda herhangi bir sakınca tespit edilmezse ağırlık kaldırılmaya başlanabilir.

 

Obezite ameliyatları sonrası kilo kayıplarına ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesine bağlı olarak tip 2 diyabet hastalığında belirgin iyileşmeler meydana gelebilir. Gerçekleştirilen bilimsel araştırmalarda kilo verme ameliyatından 6 yıl sonra hastaların %62’sinin diyabet belirtileri göstermediği; ayrıca kan basınçlarında, kolesterol ve trigliserit seviyelerinde de iyileşme olduğu ortaya çıkarılmıştır.[23] Operasyon sonrası ideal kiloya ulaşma süresi kişiden kişiye değişebilir. Hastaların ilk 2 yıl içerisinde fazla kilolarının %80’i oranında kaybedebilecekleri ifade edilebilir.

Yapılan bir çalışmada gastrik bypass ameliyatının obezite hastalarının büyük bir yüzdesinde tip 2 diyabet hastalığını geriletmesine rağmen, hastaların %21’inde üç ila beş yıllık bir sürede diyabetin tekrar edebildiği gösterilmiştir.

The Endocrine Society tarafından sunulan çalışmada diyabet nüks oranının operasyon öncesi dönemde hastalığın ne kadar süredir devam ettiği ile yakından ilişkili olduğu belirtilmiştir. Kişi operasyon öncesinde bu hastalığı çok uzun zamandır yaşıyorsa, operasyon sonrası süreçte diyabetin tekrar görülme riski artmaktadır.[24]

Gastrik bypass sonrası şeker seviyesinin neden yükseldiğinin belirlenmesi önemlidir. Bu cerrahiden sonra revizyon ameliyatı uygulanabilir. Ancak doğru değerlendirme ve hastaların detaylı bilgilendirilmesi önemlidir. Gastrik bypass obezite cerrahileri arasında altın standart olarak kabul edilmekle birlikte beklenen sonuçların elde edilememesi durumunda Duodenal Switch ile revizyon yapılabilmektedir.

Gastrik bypass cerrahileri temel olarak 2 farklı yöntemle gerçekleştirilebilir. İlk yöntem Roux en Y olarak adlandırılır ve tüm yazımız boyunca bu yöntem hakkında bilgi aktarılmıştır. Diğer bir yöntem ise Mini Gastrik Bypass olarak adlandırılan obezite cerrahi yöntemidir. Mini gastrik bypass sırasında öncelikle tüp şeklinde bir mide oluşturulur. Bu işlem tüp mide ameliyatı ile benzer niteliğe sahiptir.

Oluşturulan ince tüp şeklinde mide bağırsaklar bölünmeden duodenumun ileri kısmına bağlanır. Bu açıdan yaklaşıldığında mini gastrik bypass ameliyatının da hem besin alımını hem de besin emilimini kısıtlayan bir obezite cerrahisi olduğu ifade edilebilir.[25]

Mide baypası sonrası uçağa binmek için yaklaşık 7 – 10 gün beklenmelidir. Uçak yolculuğunun bu dönemde 2 saatten uzun olmaması önerilir. Daha uzun bir yolculuk söz konusu olduğunda hastaların genel sağlık durumlarının takip edilmesi ve yolculuk kararının hekimler tarafından sorgulanması gerekir. Hastaların araç kullanmak için yaklaşık 2 hafta beklemesi tavsiye edilir.

Gastrik bypass ameliyatı fiyatları operasyonun gerçekleştirileceği hastanenin fiyat politikasına, operasyonu gerçekleştirecek cerrahın deneyimine, operasyon sırasında kullanılan cerrahi aletlerin kalitesine, operasyon sırasında uygulanacak tekniğe ve hatta operasyonun gerçekleştirileceği şehre göre değişiklik gösterebilir. Obezite cerrahilerinin tamamında cerrah deneyimi belirleyici etkiye sahiptir. Bu nedenle hastaların yalnızca maliyete odaklanmamaları, cerrahın gerçekleştirdiği önceki operasyonların başarısını araştırmaları önemlidir.

Bariatrik cerrahilere başvuran hastaların en sık kullandıkları ilaç grubu antidepresanlardır. Obezitenin yol açabildiği psikiyatrik bozuklukların etkilerinin hafifletilmesi için kullanılan bu ilaçların ameliyata engel teşkil etmedikleri bilinmektedir. Ancak post operatif dönemde ilaç emilimindeki değişikliklerin yakından takip edilmesi gerekir. Bazı antidepresanlarda emilim bozukluğu oluşabileceği için serum takibi ve doz ayarlamalarının yapılması ihmal edilmemelidir.[26]

Operasyon sonrası hastalara eşlik edecek refakatçilerin bulunması önerilmektedir. Refakatçi politikası değişiklik gösterebileceği için kaç kişinin refakatçi olarak kalabileceği ile ilgili operasyon planlama sürecinde kesin bilgi edinilebilir.

Evet, mide ameliyatları sonrası 2-3 haftalık dönemde hastaların yüzüstü uyumamaları gerekir. Bu dönemde yüzüstü yatmak operasyon bölgesine baskı oluşturarak çeşitli komplikasyonların oluşmasına neden olabilir. Diğer tüm invaziv cerrahilerden sonra olduğu gibi mide ameliyatı sonrasında da yarı oturur pozisyonda uyunması önerilir.

Roux en y Gastrik bypass dahil olmak üzere şişmanlık sorununu gidermeyi hedefleyen tüm bariatrik cerrahilerde iyileşme sürecini etkileyen belli başlı unsurlar bulunur. Operasyon tekniği de bunlardan biridir. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde bariatrik cerrahiler genel olarak kapalı teknikle yapılsa da hasta özelinde açık tekniğe başvurulması da gerekli olabilir. Laparoskopik obezite ameliyatları sonrası iyileşme süreci açık teknikle gerçekleştirilen ameliyatlara oranla daha kısa sürer.

Hastaların post operatif süreçte cerrahların direktiflerine ne kadar uyum sağladıkları da iyileşme sürecini etkileyebilir. Mide baypası sonrası beslenme kurallarına uyum sağlandığında, önerilen egzersizler doğru şekilde takip edildiğinde iyileşme süreci sorunsuz bir şekilde ilerler ve optimum sürede tamamlanır.

Uyum sağlanması gereken belli başlı kuralların ihlal edilmesi iyileşme sürecini uzatabilmesinin yanı sıra komplikasyon oluşmasına da neden olabilir. Bu dönemde hastalar uyku pozisyonlarına dikkat etmeli, erken süreçte kesinlikle ağırlık kaldırmamalı, sigara ve alkol tüketmemeli ve cerrahların onayı olmadan ağır egzersizler yapmamalıdır. İyileşme sürecini hastanın yaşı, genel sağlık durumu gibi faktörler de etkileyebilmektedir.

Hastalar obezite cerrahileri sonrasında hem yanlış düşüncelere kapılabiliyor hem de yanlış davranışlarda bulunabiliyor. Gerek iyileşme sürecinde gerek sonrasında çeşitli sorunların çıkmasına neden olabilen hataların başında obezite cerrahilerinin tek başına kilo verdirebileceği yanılgısı geliyor. Daha önce de vurgulandığı gibi hiçbir bariatrik cerrahi tek başına kilo verilmesini sağlamaz. Hastaların düzenli ve sağlıklı beslenmeyle birlikte genel sağlık durumlarına ve fiziksel kapasitelerine uygun egzersizleri yapmaları önemlidir.

Midenin küçültüldüğü operasyonlardan sonra yiyeceklerin kalorilerine de dikkat edilmelidir. Tıka basa doygunluk hissedilecek denli çok tüketim yapılmamalıdır. Tüm bunlar hem kilo verme sürecini sekteye uğratabilir hem midenin genişlemesine neden olabilir hem de çeşitli şikayetlerin oluşmasına yol açabilir.

Gastrik bypass ameliyatı sonrasında hastaların önerilen vitamin ve mineralleri düzenli olarak kullanmaları kritik derecede önemlidir. Hastalara önerilen ve rutin kontroller sonrasında revize edilebilen bu takviyelerin kullanımı tercih değil bir zorunluluk olarak düşünülmelidir. Bağırsak mekanizmasında gerçekleştirilen değişimler besin emilimini azalttığı için kişide vitamin ve mineral eksikliğine bağlı ciddi sağlık sorunları oluşabilir.

Post operatif dönem kendi dinamiklerine sahiptir. Hastaların belli aralıklarla kontrollere gitmeleri, genel sağlık kontrollerini yaptırmaları gerekir. Kan değerleri düzenli olarak ölçümlenmeli ve metabolizma sağlıklarını etkileyen bir olumsuzluk olduğu takdirde tedavi olmaları önemlidir. Sağlık kontrollerini ihmal etmek hastaların ne yazık ki sıklıkla yaptığı hatalardan biridir.

Bariatrik cerrahi sonrası nasılsa “midem küçüldü kilo almam” düşüncesinden kesinlikle uzak durulmalıdır. Bariatrik cerrahiler sonrasında sağlıksız gıdaların tüketilmesi ve egzersizlerin ihmal edilmesi hastaların yeniden kilo almalarına neden olabilir.

Kilo verme süreci her zaman aynı hızda ilerlemeyebilir, hastalar genellikle operasyondan sonraki ilk 6 ayda ciddi oranda kilo verebilirler. Ancak zamanın geçmesi ile birlikte kilo verme hızı azalabilir, bu durumda umutsuzluğa kapılmamak ve kurallara uymaktan vazgeçmemek gerekir. Başarı yalnızca tartıda görülen kiloya indirgenemez, gösterilen kararlılıkla ideal kiloya inilmesi mümkün olacaktır.

Roux-en-y gastrik baypas ameliyatı olan hastalar yeni bir hayata “merhaba” derler. Yepyeni bir beslenme sürecine, egzersizin merkezde yer aldığı günlük yaşama, vitamin ve mineral takviyelerine adapte olmaları gerekir. Operasyondan önceki sağlıksız alışkanlıklarına veda etmeleri gereken bu süreçte yasaklı gıdalardan ve aktivitelerden uzak durulması önemlidir.

Besin alımının ve besin emiliminin kısıtlanması ile ilk aylarda çok hızlı bir kilo verme sürecine adım atılır. Hastalar operasyon etkisini net bir şekilde gördükçe duygudurumda pozitif bir değişim meydana gelir. Daha rahat hareket etmeye ve gün içerisinde eskiden zorlandıkları aktiviteleri daha kolay yapabilmeye başlarlar. Ameliyattan sonra kaybedilen kilolarla birlikte hastaların öz güven seviyelerinde de belirgin bir artış yaşanır.

Pandemi sürecinde Covid-19 pozitif olmayan kişiler gastrik bypass ameliyatı için gerekli kriterleri karşıladıkları takdirde ameliyat olabilirler. Bu noktada ameliyat için herhangi bir engel bulunmamaktadır. Obezite hastalarının Covid-19 pozitif oldukları takdirde daha ciddi komplikasyonlarla karşılaşabildikleri de bilindiği için, bariatrik cerrahilerin sunduğu faydaların arttığı ifade edilebilir.

Obezite ameliyatı olan tüm hastaların, hangi operasyon türü olduğundan bağımsız olarak egzersizi hayatlarının merkezine koymaları önerilir. Egzersiz, kilo kaybının maksimum seviyeye çıkarılmasını sağlarken aynı zamanda vücudun genel sağlığının korunmasına yardımcı olur. Hızlı bir şekilde kilo verildiğinde, kasların yapısal deformasyona uğramasını engellemek için de egzersizler önemli faydalar sunar. Bariatrik cerrahiler sonrası egzersiz yapanlar şu faydaları deneyimleyebilir:

  • Metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak yağ yakım hızı ve kilo verme oranı artar.
  • Kaslar güçlenir, dinlenme halinde dahi daha çok kalori yakılması mümkün olur.
  • Endorfin salınımı arttığından kişi kendini daha iyi hisseder.
  • Kabızlık riski azalır, fiziksel efor kapasitesi artar.

Vücutta majör değişikliklerin gerçekleştiği operasyonların ardından vücut strese girer ve saç dökülmesi de vücudun strese karşı gösterdiği reaksiyonlar arasında yer alabilen bir durumdur. Gastrik bypass ameliyatından sonra saç dökülmesi meydana gelebilir, fakat bu geçici bir şikayettir. Özellikle vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı ihmal edilmediği takdirde hastalar saçlarındaki dökülmenin sona erdiğini gözlemleyebilirler.

Gastrik bypass sonrası sigara kullanımı kesinlikle önerilmemektedir. Yalnızca sigara içiminden uzak kalınması da yetmemekte sigara içilen ortamda da bulunulmamalıdır. Sigara genel sağlığı tehdit edebilir, iyileşme sürecine zarar verebilir ve aynı zamanda mide zarını tahriş edebilecek mide salgılarının üretilmesine neden olarak mide ve ince bağırsakta kronik gastrit ve ülser oluşumlarına yol açabilir.

Alkol temelde bir şeker olmakla birlikte hem hastaların kilo kaybetmesine engel olabilir hem de dumping sendromuna yol açabilir. Yüksek oranda kalori içeren alkolün besleyici bir niteliği yoktur. Alkol kullanımı ile ilgili bilinmesi gereken bir diğer önemli unsur da gastrik bypass sonrası hastaların alkolden çok daha fazla etkilendiğidir. Hastalar operasyon üzerinden 6 ay geçtikten sonra çok düşük miktarlarda çok seyrek olarak alkol tüketebilirler.

Gastrik bypass ameliyatı olanların yorumları verilen kilo miktarına bağlı olarak oldukça pozitif bir seyir izler. Verilen kilo ile birlikte ikincil hastalıkların gerilemesi de hasta memnuniyetini büyük ölçüde artırmaktadır.

[1] https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/gastric-bypass-surgery/about/pac-20385189

[2] https://www.webmd.com/diet/obesity/what-gastric-bypass-surgery#1

[3] https://jnjinstitute.com/sites/default/files/2018-10/087380-180202-Bariatric-SDM.pdf

[4] https://www.healthdirect.gov.au/gastric-bypass-surgery

[5] https://www.verywellhealth.com/gastric-bypass-surgery-info-3157234

[6] https://www.verywellhealth.com/gastric-bypass-surgery-info-3157234#citation-16

[7] https://aischannel.com/society/main-steps-to-perform-a-sleeve-gastrectomy/

[8] http://surgery.ucla.edu/bariatrics-gastric-bypass

[9] https://www.verywellhealth.com/gastric-bypass-surgery-info-3157234#citation-16

[10] https://www.verywellhealth.com/gastric-bypass-surgery-info-3157234#citation-16

[11] https://www.obesitycoverage.com/the-experts-guide-to-gastric-bypass/

[12] https://www.obesitycoverage.com/the-experts-guide-to-gastric-bypass/

[13] https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/gastric-bypass-surgery/about/pac-20385189

[14] https://www.medicinenet.com/how_long_laparoscopic_gastric_bypass_surgery/article.htm

[15] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3123682/

[16] https://www.upmc.com/services/south-central-pa/bariatrics/surgery/patients/day

[17] https://medlineplus.gov/ency/article/007199.htm

[18] https://www.afhto.ca/wp-content/uploads/Multivitamin-Comparison.pdf

[19] https://www.urmc.rochester.edu/encyclopedia/content.aspx?contenttypeid=134&contentid=154

[20] https://www.verywellhealth.com/gastric-bypass-surgery-recovery-5087733

[21] https://www.healthierweight.co.uk/patient-area/gastric-sleeve/after-the-operation/

[22] https://obesitynewstoday.com/gastric-bypass-success-rate/

[23] https://www.webmd.com/diabetes/weight-loss-surgery-and-type-2-diabetes

[24] https://www.sciencedaily.com/releases/2012/06/120625100924.htm

[25] https://www.obesitycoverage.com/mini-gastric-bypass-the-good-bad-and-ugly/#:~:text=The%20mini%2Dgastric%20bypass%20procedure%20is%20restrictive%20and%20malabsorptive.,to%206%20feet%20of%20intestines.

[26] https://bulletin.facs.org/2019/03/bariatric-surgery-and-psychiatry-a-review/

Ben Hasta Temsilciniz Gizem

Ben de Tüp Mideliyim ve 48 kilo verdim 🙂. Sürecin tüm detaylarını bana sorabilirsiniz.

Hala Sormak İstedikleriniz Mi Var?

Yapmanız gereken tek şey bana WhatsApp’tan ulaşmak ve Tüp Mide hakkında sorularınızı yöneltmek. 

Bir Tüp Mideli olarak, bildiklerimi sizinle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Scroll to Top