Tüp Mide Ameliyatı

(Sleeve Gastrektomi)

Yazı Başlıkları

Tüp Mide Ameliyatı Nedir?

Sleeve Gastrektomi olarak da bilinen tüp mide ameliyatı; bariatrik cerrahiler kapsamında yer alan, mide hacminin kalıcı olarak küçültülmesi prensibi ile gerçekleştirilen cerrahi bir operasyondur. Tipik olarak laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen tüm mide ameliyatı esnasında karın bölgesinden açılan 3-5 adet milimetrelik deliklerden gelişmiş cerrahi aletler ile işlem yapılır.[1] Tüp mide ameliyatı sırasında midenin yaklaşık %80’lik kısmı kesilir ve midenin genişleyen kısmı alınarak dikey ve ince yapıda, küçük tüp şeklinde bir mide oluşturulur.

Tüp Mide Ameliyatı NedirTüp mide ameliyatı sonrası besin emilim mekanizmasına herhangi bir müdahalede bulunulmaz yalnızca mide hacmi kısıtlanır. Böylelikle tüketilen besin miktarı azalır aynı zamanda kişinin tokluk hissine erişmesi hızlanır. En çok başvurulan mide küçültme ameliyatı olma özelliği taşıyan tüp mide ameliyatı sonrası hastalar özel bir beslenme programı uygularlar. Ameliyat sonrası erken dönemde sıvı diyet, daha sonra püre diyet ve son olarak katı diyet uygulamalarına geçiş yapılır.

Beslenmenin kademeli olarak planlanması ile hastaların yeni midelerine alışma süreci sorunsuz bir şekilde ilerlerken olası bir kaçak durumunun fark edilmesi de kolaylaşır. Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme kurallarına uyum sağlanmasının yanı sıra egzersizlerin de aksatılmaması önemlidir. Cerrahlar her bir hastaya özel egzersiz rutini ile ilgili bilgi aktaracaklardır. Kişinin yaşına, kilosuna ve genel sağlık durumuna uygun olacak şekilde tüp mide sonrası spor aktiviteleri çeşitlenebilir, zaman ilerledikçe verilen kilo miktarına da bağlı olarak egzersizler yoğunlaştırılabilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası sağlıklı beslenildiği ve düzenli olarak egzersiz yapıldığı takdirde hastalar kısa sürede hızlı bir şekilde kilo vermeye başlayabilir. Nitekim yapılan araştırmalar neticesinde, kişiden kişiye değişmekle birlikte tüp mide ameliyatı sonrasındaki 12-18 ay içerisinde hastaların fazla kilolarının %60-%70 oranında verebildikleri gösterilmektedir. [2]

Neden Tüp Mide Ameliyatı Yapılır?

Obezite sıklığı giderek artan, yol açtığı etkilerle kişilerin psikolojisi kadar genel sağlığını da tehdit edebilen kronik bir hastalıktır. Obezite birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir; beslenme bozuklukları, hareketsiz yaşam, genetik yatkınlık ve hormonal nedenler bireylerde obezite oluşumuna neden olabilir. Vücutta biriken yağ miktarı arttıkça birçok sistemik hastalık da obezite ile birlikte ortaya çıkabilir.

Hastalar uyguladıkları diyet ve uyum sağladıkları egzersiz programları ile kendi çabaları ile kilo vermeye çalışsalar da her zaman amaçlarına ulaşamazlar. Bu durumda bariatrik cerrahilerin gündeme alınması gerekir. Tüp mide bariatrik cerrahiler sınıfında yer alan bir kilo verme ameliyatıdır. Operasyon ilk olarak 1988 yılında Dr. Hess tarafından Duedonal Switch operasyonunun bir aşaması olarak uygulanmıştır.

Bu operasyon açık teknikle gerçekleştirilmiştir. Zamanın geçmesi ve tıbbı teknolojilerin ilerlemesi ile birlikte tüp mide tek başına, kapalı yöntemlerle gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Hem besin alımının hem de besin emilim mekanizmasının değiştirildiği gastrik bypass ve Duodenal Switch gibi obezite cerrahilerinden farklı olarak tüp mide ameliyatı mide hacminin azaltılması prensibine dayanır. Midenin geniş kısmında açlık hormonu olarak da bilinen ghrelin salınımının yapıldığı bölge ameliyat ile vücut dışarısına çıkarıldığı için tüp mide hem hızlı bir şekilde tokluğa ulaşmayı hem de iştahın kontrol edilmesini sağlar.

Tüp Mide Ameliyatı Olanlar Ne Kadar Kilo Veriyor?

Tüp mide ameliyatı sonrası verilen kilo miktarı hastadan hastaya değişiklik gösterebilir. Ancak tüm direktiflere uyulduğu takdirde ilk ayda hastaların 15 kilograma kadar verebilecekleri, altı ay sonra fazla kilolarının %50’sinden kurtulabilecekleri ifade edilebilir. İlk 18 ay içerisinde hastaların fazla kilolarının %70 – %80’ini vermesi beklenmektedir. Doğru beslenme ve aktif bir yaşantı ile kilo verilmesi mümkündür, yeniden kilo alınmaması adına hastaların kalıcı davranış değişiklikleri geliştirmesi gerekir.

Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Tüp mide ameliyatı genel anestezi altında gerçekleştirilen, kapalı yani laparoskopik teknikle yapılan bir operasyondur. Bazı hastalarda açık teknik uygulanması gerekse de bu gereklilik minimal düzeyde kalır. Hasta anestezi etkisine girince karın duvarında genellikle 4-5 delik açılır.

Bu delikler oldukça küçüktür ve milimetrik ölçülere sahiptir; yine de ölçüleri karındaki konumlarına ve işlevlerine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin kamera girişi için 12 mm’lik bir delik açılırken, karaciğerin mideden ayrılmasının sağlanması adına 5 mm ve kesilen midenin çıkarılması adına ise 15 mm’lik delikler açılabilir. Karın duvarında açılan deliklerden trokarlar yerleştirilir.

Açılan deliklerden bir tanesinde laparoskop adı verilen, ucunda minik bir kamera bulunan ve monitöre görüntü ileten bir cerrahi alet konumlandırılır. Mide incelenir ve midenin etrafını saran kan damarları operasyon bölgesinden uzaklaştırılır.[3]  Daha sonra oluşturulacak midenin hacminin doğru bir şekilde belirlenmesi için “Bougie” tüpü mideye yerleştirilir.

Bir sonraki adımda mide ve ince bağırsak geçişinde bulunan Pilor kapacıklarına 4-6 cm mesafeden başlayarak stapler adı verilen zımbalama aleti ile mide zımbalanır ve aynı anda boşta kalan kısım kesilir. Başlangıçta midede herhangi bir darlığa neden olmamak için stapler Bougie tüpünden biraz uzakta olacak şekilde kullanılır. Daha sonra mide sınırı ve tüp yakınlaştırılarak midenin ayrılması sağlanır. Mide tamamen bölündüğünde yaklaşık %75-%80’lik kısmı trokar deliklerinden uygun ölçüye sahip olanından çıkarılır.[4]

Tüp mide ameliyatı genel olarak 60 dakika içerisinde tamamlanır. Fakat bu süre hasta özelinde değişebilir, bazı hastalarda operasyon daha uzun sürebilir. Tüp mide ameliyatı planlama sürecinde yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucunda cerrahlar olası operasyon süresi ile ilgili bilgi aktarırlar.

Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Yapılır?

Tüp mide ameliyatı ile obezite tedavisinde büyük bir avantaj elde edilebilir. Ancak operasyonun etkinliği ve başarısı için hasta seçiminin dikkatli bir şekilde yapılması önemlidir. Tüp mide ameliyatı;

  • 18 yaşından büyük 65 yaşından küçük olan,
  • Vücut Kitle İndeksi değeri 40 ve üzerinde olan,
  • Vücut Kitle İndeksi değeri 35 ve üzerinde olup obezite nedeniyle ikincil sağlık sorunları yaşayan (tip 2 diyabet, uyku apnesi, dislipidemi, hipertansiyon, astım, ilerlemiş üriner inkontinans, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, günlük yaşamı etkileyecek seviyede görülen artrit vb.)
  • Alkol ve madde bağımlılıkları bulunmayan,
  • Hormonal bir düzensizliğe sahip olmayan,
  • Mental sağlığı operasyona engel teşkil etmeyen,
  • Operasyon sonrası kilo verme kararlılığına sahip olan hastalara uygulanabilir. Operasyon öncesinde tüm tetkiklerin eksiksiz şekilde yapılması gerekir.

Tüp Mide Ameliyatı Öncesi Yapılması Gereken Tetkikler

Tüp mide ameliyatı öncesi uygunluğun belirlenmesinde az önce sayılan kriterlerin sağlanması oldukça önemlidir. Bu operasyon da diğer cerrahiler gibi belirli riskler barındırır. Operasyon öncesi süreçte hastanın şikayetlerinin ve hastalık öyküsünün dinlenmesi ile tetkik aşamalarına geçilmesi gerekir. Tüp mide ameliyatı öncesi yapılması gereken tetkikler şu şekilde sıralanabilir:

  • Tam kan sayımı
  • karaciğer fonksiyon testleri
  • tiroit fonksiyon testleri
  • lipit profili
  • serum demiri ve toplam demir bağlama kapasitesi ölçümü
  • B12 vitamini ölçümü
  • folik asit değerlendirmesi
  • idrar tahlili
  • kan tipi belirlenmesi
  • solunum fonksiyon testleri
  • kalp grafisi
  • safra kesesi ultrasonografisi

gibi laboratuvar testlerine ve görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekir.[5] Hasta özelinde elde edilen tetkik sonuçları kardiyoloji uzmanı, dahiliye uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, endokrinoloji uzmanı, anestezi uzmanı ve genel cerrahi uzmanı tarafından incelenerek hastaların tüp mide için uygunluğu kararlaştırılır.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası İyileşme Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tüp mide ameliyatı sonrası iyileşme sürecinin en verimli şekilde geçirilmesi adına cerrahların direktiflerine harfiyen uyum sağlanmalıdır. Ameliyattan sonraki ilk 6 saatte herhangi bir besinin herhangi bir formda tüketilmemesi önemlidir. Su içimi için ideal zaman uzmanlar tarafından belirtilecektir.

Operasyondan sonra sağlık uzmanları eşliğinde aynı günün akşamında kısa yürüyüşler yapılabilir. Bu yürüyüşlerdeki amaç kan dolaşımının hızlanması ve kan pıhtı oluşumunun engellenmesidir. Hastanede yatış 2-4 gün devam edebilir. Hastanın sağlık durumu yakından kontrol edilir ve her şey yolunda olduğu takdirde taburcu işlemleri yapılır.

Taburcu edilen hastaların su tüketimlerini belirli bir düzene sokmaları önemlidir. Erken dönemde yutkunma zorluklarının yaşanması oldukça normaldir fakat dehidrasyon ihtimalinin göz önünde bulundurularak ilk günlerde 1,5 litre su içildiğinden emin olunmalıdır.

Bu dönemde beslenme uzmanları ile sıkı bir diyalog halinde kalınması, tüp mide ameliyatı sonrası diyet planına uyum sağlanması önemlidir.

Ameliyattan sonraki dönemde mümkünse sigara ve alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Sigara kandaki oksijen miktarını azaltarak yara iyileşme sürecini sekteye uğratabilir. Sahip olduğu kimyasallar da genel sağlığı tehdit eder. Alkol kanı sulandırır, kanama ihtimalini artırır, kandaki oksijen seviyesini düşürür ve oldukça kalorilidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası günlük hayata dönüş kişiden kişiye değişmekle birlikte 7 – 20 gün sürebilir. Kişilerin iş yaşamına dönme sürecinde hem iyileşme seyirleri hem de yaptıkları işin aktivite düzeyi belirleyicidir. Çok yoğun fiziksel efor harcanmasını gerektirmeyen işlere 7 – 10 gün sonra dönülebilirken iş temposu yoğun olduğu takdirde bu süreç 1 ayı bulabilir. Yine de genel öneri hastaların işleri hafif olsa da 2-3 hafta dinlenmeleri yönündedir.

Tüp mide ameliyatı sonrası spor yaparken mutlaka uzmanlara danışılmalıdır. Kan basıncını artıran ve kişiyi çok yoran ağır egzersizler en az 1 ay boyunca yapılmamalıdır. Egzersizlerin yavaş yavaş başlaması, kilo verildikçe yoğunlaştırılması gerekir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme kurallarına uyulması gerek iyileşme sürecinin sorunsuz bir şekilde ilerlemesi gerekse hedeflenen oranda kilo verilmesi adına oldukça önemlidir. Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme genel olarak 3 aşamada ele alınır; sıvı beslenme dönemi, püre beslenme dönemi ve katı beslenme dönemi. Her dönem ayrı dinamiklere sahip olsa da temel amaç midenin yeni yapısına alışmasının sağlanması ve hastaların gerekli besinleri alabilmesidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası sıvı beslenme döneminde tanesiz berrak sıvı diyeti uygulanır. İlk basamak diyet olarak bilinen bu dönemde hastaların şeker içeren sıvılardan uzak durması önemlidir. Berrak sıvı ile beslenme döneminde hastalar protein içecekleri, tavuk suyu, ayran, et suyu gibi sıvılar tüketebilirler.

Tüp mide ameliyatı sonrası beslenmenin ikinci aşaması püre diyet dönemidir. Bu dönemde hem sıvı besinler tüketilebilir hem de katı yiyeceklerin püre formları tercih edilebilir. Sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirilen sebzeler ve etler blenderdan geçirilerek küçük lokmalar halinde tüketilebilir. Bu dönemde sıvı diyet sürecindeki tüm besinlerin tüketilmesine devam edilebilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası katı beslenme sürecinde sağlıklı olan tüm katı gıdalar tüketilebilir. Ancak katı ve sıvı ayrımının net bir şekilde yapılması gerekir. Obezite cerrahileri sonrasında hastaların yemeklerden 30 dakika öncesine yemeklerden 30 dakika sonrasına kadar sıvı tüketmemeleri önemlidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme dönemlerinden bağımsız olarak bazı önemli kurallar hakkında da bilgi sahibi olunması gerekir. Hızlı bir şekilde kilo vermek ve verilen kiloları yeniden almamak için hastalar şu kurallara uymalıdır:

  • Öğünler küçük porsiyonlar halinde tüketilmelidir.
  • Yiyecekler iyice çiğnenmeli ve yavaş yavaş yenmelidir.
  • Basit karbonhidratların tüketilmemesi gerekir.
  • Sağlıksız pişme yöntemleri ile hazırlanan yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Şeker içeren ve gazlı içecekler tüketilmemelidir.
  • Dehidrasyonun mutlaka önlenmesi gerekir, bu nedenle sıvı tüketimi ihmal edilmemelidir. Günlük su tüketiminin en az 1,5 litre olması sağlanmalıdır.
  • Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme programlarına uyum gösterilmesi önemlidir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Egzersiz

Tüp mide ameliyatı sonrası spor hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Tüp mide ameliyatı kilo vermek için büyük bir fırsat sunsa da tek başına mucize yaratamaz. Sağlıklı bir beslenme planı kişinin yaşına, genel sağlık durumuna uygun egzersizlerle tamamlanmadığında kişi ideal kilosuna ulaşamayabilir.

Egzersiz operasyondan sonra kilo verilmesini destekleyen en önemli unsurlardan biridir. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda tüp mide sonrası egzersiz yapanların yapmayanlara göre vücut kitle indeksi değerlerinde %4.2’lik bir fark oluştuğu gösterilmiştir. Egzersiz yapılması hem kalori yakımını hızlandırır hem de yağsız kas kitlesi oluşumunu destekler. Aynı zamanda duygu durum değişikliği sağlayarak pozitif bir ruh haline kavuşulmasını sağlar.

Tüp mide ameliyatı sonrasındaki ilk ay yoğun bir antrenmandan kaçınılması gerekir. Tam iyileşme gerçekleşmeden yoğun egzersizlerden uzak durulması önemlidir. İlk ay genellikle hastaları yormayacak ve zorlamayacak yürüyüş gibi egzersizler tercih edilir. Yürüyüşlerin mesafesi de hızı da zaman içerisinde artırılır. Tüp mide ameliyatından 1 ay sonra yürüyüşlere ek olarak kardiyo egzersizlerine başlanması önerilir.

Hafif koşu, fitness, yüzme ve bisiklete binme gibi egzersizler hem hızlı bir şekilde kilo verilmesini sağlar hem de dayanıklılığı ve esnekliği artırır. Tüp mide ameliyatı olanlar için dayanıklılık antrenmanları oldukça önemlidir. Kasların güçlenmesini sağlayan bu egzersizlerin yoğunluğu da kademeli olarak artırılmalıdır.

30 Soruyla Tüp Mide Ameliyatı Hakkında En Çok Merak Edilenler

Tüp mide dünya genelinde en sık uygulanan obezite cerrahisi türü olma özelliği taşır. Operasyon sırasında mide orijinal hacminin %20-%25’i kalacak şekilde, ince bir tüp şeklinde küçültülür. Bu esnada midenin geniş kısmında açlık hormonu olarak bilinen ghrelin salınımının yapıldığı alan da vücut dışarısına çıkarılır.

Tüp mide birçok avantaja sahip olan cerrahi türlerinden biridir. Laparoskopik yöntemle uygulandığı için iyileşme süreci göreceli olarak kısa ve konforludur. Mide hacmi kısıtlandığı için hastalar az miktarda yeseler de hızla tokluk hissine ulaşabilirler. Midenin çıkarılan kısmındaki hormon salınımının engellenmesi nedeniyle iştahta azalma meydana getirir. Tüp mide ameliyatı sırasında besin emilim mekanizması değiştirilmez ve vücuda yabancı bir madde yerleştirilmez.

Ek olarak pilor kapakçıkları korunduğu için Dumping sendromu görülme ihtimali de minimize edilir. Tüp mide ameliyatı tek başına kilo verdiren bir operasyon olmamakla birlikte kilo verilmesi için gerekli fizyolojik değişimlerin yapılmasını sağlayarak kilo verme sürecini hızlandırır. Tüp mide sonrası beslenme ve egzersiz rutinlerine dikkat edildiği takdirde hastalar fazla kilolarının %60 – %70’ini kaybedebilirler.

Bu değişimin ardında da fazla kilo nedeniyle oluşan diyabet, yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı ve uyku apnesi gibi ikincil hastalıklarında gerileme meydana gelir.[6]

Tüp mide ameliyatı öncesi yapılan tetkikler neticesinde operasyon için genel sağlık durumu engel teşkil etmeyen, vücut kitle indeksi 40 üzerinde olan veya VKİ değeri 35 üzerinde olup ikincil sağlık sorunları yaşayan, operasyon sonrası sürecin gereksinimlerinin farkında olup kilo verme kararlığı gösterebilecek kişilere tüp mide ameliyatı yapılabilir.

Tüp mide ameliyatında yaş sınırı olduğu da ifade edilebilmektedir. Bu operasyon 18 yaşından büyük 65 yaşından küçük hastalara önerilmektedir. Ancak çok ekstrem durumlarda yaş aralığı uzman görüşleri ile genişletilebilir.[7]

Tüp mide ameliyatı için uygun kilo ağırlığı söylemi doğru bir yaklaşım olarak kabul edilmez. Önemli olan hastaların yağ miktarlarıdır. Ağırlıktan ziyade obezite cerrahilerinde kriterler vücut kitle indeksi değeri üzerinden belirlenir.

Vücut kitle indeksi değeri hesaplanırken kişinin metre cinsinden boy uzunluğunun karesi, kişinin kilogram cinsinden ağırlığına bölünür. Ortaya çıkan değer vki değeridir. VKİ değeri obezite sınırlarına işaret ediyorsa ve tüp mide ameliyatı için uygun değerler arasındaysa hastalar diğer şartları da karşıladıkları takdirde operasyon için kabul edilebilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası kilo verme süreci farklı faktörlere bağlı olarak hızlanır. Operasyonun doğası gereği mide hacmi kısıtlandığı için hastalar çok az miktarda besin tüketseler de hızlı bir şekilde tokluk hissine erişebilirler.

Tüp mide sonrası beslenme kurallarına uyum sağlandığı takdirde öğünlerde daha az kalori alınması mümkün olur. Tüp midenin kilo verme sürecine bir diğer etkisi de açlık hormonlarının salınımını azaltmasıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar tüp mide ameliyatından sonraki 6 aylık süreçte ghrelin seviyesinin düştüğünü ortaya koymaktadır.[8]

Operasyon sonrasında hastaların iştahları belirgin ölçüde azalacağı için sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeleri kolaylaşır. Fakat her zaman vurgulandığı gibi tüp mide ameliyatının başarılı bir şekilde kilo verdirebilmesi hastaların post operatif süreçle ilgili gereklilikleri yerine getirip getirememesine bağlıdır.

Tüp mide ameliyatı genel olarak güvenli bir cerrahi olarak kabul edilir. Ancak tüm cerrahi operasyonlar gibi belirli risklerin olduğu da bilinmektedir. Bu risklerin minimize edilmesinde hastaların operasyon öncesi çok kapsamlı değerlendirilmesi ve operasyonu gerçekleştiren ekiple cerrahın tecrübesi etkilidir.

Tüp mide ameliyatı riskleri arasında kanama, derin ven trombozu, pulmoner emboli, kalp ritimlerinde düzensizlik, zatürre gibi tüm operasyonlara özgü komplikasyonlara ek olarak mide kaçakları, mide tıkanması, vitamin eksiklikleri ve mide yangısı gibi şikayetler sayılabilir. Tüp mide operasyonu sonrası belirtilen kurallara, önerilen beslenme ve diyet programlarına uyum sağlandığı takdirde riskler azaltılabilir.

Tüp mide ameliyatının başarılı ve etkinliği yüksek şekilde tamamlanması ve hastaların sağlıklarının korunması amacıyla; vücut kitle indeksi değerlerini tutturamayan, operasyon sonrası sürece hazırlıklı hissetmeyen, alkol bağımlılığı olan, anesteziye engel bir sağlık sorunu bulunan, psikolojik bozukluklara sahip olan kişiler tüp mide için uygun aday olarak kabul edilmezler.

Tüm bunlara ek olarak Özofagus dismotilitesi (yutma güçlüğü) ve gastroparezi (midede yiyeceklerin çok uzun süre kalması) olan obez hastalar için gastrik bypass ameliyatı tercih edilen operasyondur. Şiddetli Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD) olan hastalar, özellikle Barrett’s özofagusu olanlar da gastrik bypass ameliyatı geçirmelidir.[9]

Tüp mide ameliyatı temel olarak morbid obezitenin giderilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir operasyondur. Hastanın midesi kalıcı olarak küçültülür ve midede gerçekleştirilen değişimlerin ardından hastaların hızlı bir şekilde kilo vermesi sağlanır. Tüp mide ameliyatı obezite sorunu ile mücadeleyi kolaylaştırırken birçok ikincil hastalığın gerilemesini de sağlamaktadır.

Kısa sürede önemli ölçüde kilo kaybı sağlayan başarılı bir yöntem olarak kabul eden tüp mide sonrasında kardiyovasküler hastalık, obstrüktif uyku apnesi, kas ve iskelet sorunları, yumurtalık bozuklukları, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması ve diyabet gibi hastalıklarda gerileme ve önemli ölçüde remisyon meydana geldiği gözlemlenmiştir.[10]

Tüp mide ameliyatı genel anestezi altında uygulanır ve ortalama olarak 1 saat sürer. Operasyon süresi hasta özelinde değişebilir.

Tüp mide ameliyatı öncesi hazırlık sürecinde hastaların sağlık kontrolleri kapsamlı bir şekilde yapılır, tüm tetkikler tamamlanır. Psikolojik olarak da sürece hazırlanmaları adına ameliyatın kilo verme hedefinde yalnızca önemli bir aşama olduğu kendilerine hatırlatılır. Operasyon öncesi süreçte hastaların hayatlarında değişiklik yapması oldukça önemlidir.

Ameliyata hazırlık süreci obezite cerrahları, psikolog ve diğer uzmanlar tarafından yakından takip edilmelidir. Bu kapsamda hastanın yaşı, kilosu ve herhangi bir komorbitenin olup olmadığı doğrultusunda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimseyebileceği planlamalar yapılır. Hastanın operasyon için risk teşkil edebilecek ölçüde fazla kilosu ya da ikincil sağlık sorunları bulunuyorsa bu sorunlara çözüm getirilir.

Bu dönemde özellikle operasyona yaklaştıkça sigara ve alkol tüketiminin önemli ölçüde azaltılması ve bırakılması gerekir. Operasyona hazırlık sürecinde kan sulandırıcı ilaçların bırakılması, bitkisel takviyelerin kullanılmaması ve sigara içilmemesi gerekir. Operasyondan önceki geceden itibaren yiyecek ve içecek tüketimi bırakılmalıdır.

Tüp mide ameliyatı öncesi yapılan tetkikler sonucu ameliyata engel bir durum varsa bu durumun tedavi seçeneklerine başvurulur. Hastaların genel sağlık durumlarının operasyon için uygun hale getirilmesi adına çeşitli tedaviler uygulanabilir, özel diyetler planlanabilir ya da sorunun kapsamı doğrultusunda multidisipliner bir yaklaşım geliştirilebilir.

Ağrı, sübjektif bir semptomdur. Tüp mide ameliyatı sonrasında ağrı kesicilerle kontrol edilebilen bir ağrı oluşumu söz konusu olabilir. Fakat laparoskopik tekniğin de etkisiyle açık operasyona oranla ağrı sorununun minimum ölçüde yaşanabileceği ifade edilebilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası genel kontrollerin yapılmasının ardından hastalar 2-4 gün içerisinde hastaneden taburcu olabilirler. İşe dönüş süreleri için kesin bir süre belirtilmesi doğru değildir. Her hastanın iyileşme süreci farklı olabilir, işlerinin kapsamı da değişiklik gösterebilir. Aktivite seviyesinin düşük olduğu işlerde çalışanlar 7 gün sonra işlerine dönebilse de genellikle 1-4 hafta arasında istirahat edilmektedir. Bu süre işin ağırlığı artınca uzayabilir. İşe dönüş kararı cerrahların onayıyla verilmelidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası trokar deliklerinin iyileşmesi için 2-3 hafta beklenmesi gerekir. Midenin tam olarak iyileşmesi için de 6 – 8 hafta beklenmelidir. Operasyondan 1 ay sonraki dönemde hastalar rutin egzersizlerine dönecek kadar iyileşmiş olurlar. Yine de bu sürecin kişi özelinde ve operasyon sonrası direktiflere ne denli uyum sağladığı yönünde değişebileceği unutulmamalıdır.

Tüp mide ameliyatı laparoskopik yöntemle gerçekleştirildiği için ciltte belirgin kesiler yapılmaz. Trokarların giriş kısımları olarak cilt bölgelerinde milimetrik delikler açılır. İyileşme sürecinde karın bölgesinde çok küçük izler olsa da zaman içerisinde bu izler tamamen görünmez hale gelir.

  • Tüm mide ameliyatı sonrası beslenme kurallarına tam anlamıyla uyum sağlanmalıdır. Bu kapsamda sıvı, püre ve katı beslenme dönemlerine kademeli geçiş yapılmalı, yemeklerden yarım saat önce ve sonraki yarım saat boyunca su içmeme alışkanlığı kazanılmalıdır. Sağlıksız pişirilme yöntemleri ile hazırlanan yemeklerden; gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Tüp mide ameliyatı sonrası mutlak surette egzersiz rutini oluşturulmalıdır. Tüp mide sonrası spor yaparken iyileşme döneminin koşulları göz önünde bulundurulmalı; yaşa, kiloya ve genel sağlık durumuna uygun egzersizler tercih edilmelidir. Operasyon sonrası süreçte en az 3-4 hafta kan basıncını artıran yoğun egzersizler yapılmamalıdır.
  • Tüp mide ameliyatı sonrası önerilen mineral ve vitamin takviyelerinin aksatılmaması gerekir.
  • Tüp mide ameliyatı sonrası ilk bir ay kesinlikle sigara tüketilmemelidir. En az 6 ay boyunca alkol tüketilmesi de yasaklar listesindedir.
  • Tüp mide ameliyatı sonrası dönemde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi; kilo verme sürecinin hızlanması ve verilen kiloların korunması adına oldukça önemlidir.

Tüp mide ameliyatı sonrası verilen kilo miktarı hastadan hastaya değişiklik gösterebilir. Ancak tüm direktiflere uyulduğu takdirde ilk ayda hastaların 15 kilograma kadar verebilecekleri, altı ay sonra fazla kilolarının %50’sinden kurtulabilecekleri ifade edilebilir. İlk 18 ay içerisinde hastaların fazla kilolarının %70 – %80’ini vermesi beklenmektedir. Doğru beslenme ve aktif bir yaşantı ile kilo verilmesi mümkündür, yeniden kilo alınmaması adına hastaların kalıcı davranış değişiklikleri geliştirmesi gerekir.

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi tüp mide ameliyatının da belirli riskleri bulunur. Kanama, enfeksiyon, kusma,  pıhtı oluşumu, solunum sorunları, kabızlık ve mide bulantısı haricinde nadir de olsa mide kaçağı riski gündeme gelebilir. Oluşturulan yeni midenin zımba hattında kaçak olup olmadığı operasyon sırasında ve sonrasında kontrol edilerek bu riskin minimize edilmesi sağlanır.  Tüp mide ameliyatının uzun dönemli riskleri arasında gastrointestinal tıkanıklık, fıtık, reflü, düşük kan şekeri ve beslenme gibi komplikasyonlar sayılabilir.[11]

Evet, tüp mide ameliyatı sonrası kabızlık yaygın görülen şikayetlerin başında gelir. Kabızlık oluşmasının temel nedeni sıvı tüketiminin ve tüketilen lifli besinlerin azalmasıdır. Yine de kabızlığın yönetilebileceği ifade edilebilir. Tüp mide sonrası su tüketimi aksatılmazsa, egzersiz rutini oluşturulursa, sağlıklı lif kaynakları tüketilirse kabızlık sorunu azaltılabilir.[12]

Tüp mide ameliyatı sonrası besin alımının kısıtlanması ile birlikte vitamin ve mineral takviyelerinin kullanılması gerekli olabilir. Hangi vitamin ve minerallerin ne kadar süre boyunca kullanılacağı hasta özelinde, hastaların ihtiyaçlarına ve genel sağlık durumlarına göre hekimler tarafından belirlenir. Ancak genel bir söylemde bulunulması gerekirse B1 vitamini, B2 vitamini, B12 vitamini, D vitamini, kalsiyum ve demir kullanımının gerekli olabileceği ifade edilebilir. Hastalar reçete edilen vitamin ve mineralleri kullanmaya başladıktan sonra belli aralıklarla kan testleri yapılarak takviye kullanımının devam edip etmemesi gerektiği belirlenir.

Tüp mide ameliyatı sonrası yeniden kilo alınıp alınmayacağı hem operasyonun yapılma şekli hem de hastaların sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanıp kazanmaması ile yakından ilişkilidir. Tüp mide ameliyatı olan kişilerin yaklaşık %30’unun yeterince kilo verememe ve yeniden kilo alma gibi nedenlerle revizyon ihtiyacının ortaya çıktığı bilinmektedir.[13] Tüp şeklinde olması gereken mide olması gerektiğinden daha geniş bırakılırsa hastalar yeniden kilo alma riski ile karşılaşabilirler. Operasyon sırasında mide ideal şekline getirilmişse yeniden kilo alınıp alınmayacağı tamamen hastaların edindikleri alışkanlıklara bağlıdır.

Nadir de olsa, hastalar tüp mide sonrası beslenme kurallarına uymadıklarında ve sürekli olarak midelerini zorlayacak miktarda yemek yediklerinde midenin büyümesi söz konusu olabilir. Mide yiyecekler girdiğinde esneyen bir anatomik yapıya sahiptir. Bir kişi aşırı yemek tükettiğinde mide fazla olan bu yiyecekleri barındırabilmek için gerilir. Aşırı yemek tüketimi düzenli hale getirildiğinde ise midenin esnemesi mümkün olabilir. Bu nedenle tüp mide ameliyatı olanlar aynı zamanda davranış değişiklikleri de geliştirerek kilo vermelerini sağlayacak alışkanlıklar edinmelidir.

“Tüp mide ameliyatı oldum ve yeniden kilo aldım” diyenler için revizyonel bariatrik cerrahilerin gündeme gelmesi mümkündür. Tüp mide dahil olmak üzere geçmiş dönemde bariatrik cerrahi geçiren ancak sonrasında hedeflediği kiloyu veremeyen, verdiği kiloları geri alan veya ilk cerrahisi sonrası komplikasyonlarla karşılaşan kişiler genel sağlık durumları da uygun olduğu takdirde revizyonel bariatrik cerrahilere başvurabilir. Uygulanan ilk ameliyat doğrultusunda revizyonel bariatrik cerrahiler de değişiklik gösterebilir. Sleeve gastrektomi sonrasında uygulanabilecek ikincil cerrahiler arasında Roux-en-y bypass operasyonu yer alır. Bu operasyonla besin emilim mekanizması da değiştirilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası ideal kiloya ulaşma zamanı kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Genel olarak operasyonda sonraki 18 ay içerisinde hastaların fazla kilolarının %60 – %80’lik bir bölümünü verebilecekleri ifade edilebilir. Yine de unutulmaması gereken kilo verme sürecini etkileyecek birçok farklı faktör olduğudur. Yaş, cinsiyet, genel sağlık durumu ve ne denli düzenli beslenilip egzersiz yapılabildiği verilen kilo miktarını etkileyebilir.

Pandemi sürecinde yapılacak ameliyatların ertelenmesi söz konusu olabiliyor. Bu noktada cerrahinin gerçekleştirileceği sağlık kurumlarında alınan tedbirlerin seviyesi belirleyici bir öneme sahip. Obezite hastalarında ikincil hastalıkların görülme ihtimalinin fazla olması ve aynı zamanda bu hastalıkların covid-19 bulaşı halinde hastane yatışı gerektirebilmesi değerlendirilmesi gereken faktörler arasında yer alıyor.

Cleveland Clinic tarafından gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda obezitesi olan ve COVID-19 testi pozitif olan hastalar arasında, geçmiş bir bariatrik cerrahi öyküsünün daha düşük hastane ve yoğun bakım ünitesine yatış riski ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu gösterilmektedir.[14]

Tüp mide ameliyatı sonrası cinsel ilişkiye girilebilmesi için tam iyileşmenin tamamlanması gerekir. Ancak her hasta için tam iyileşme sürecinin farklılaşabildiği de bilinmektedir. Mide küçültme ameliyatı sonrası cinsel ilişkiye girilmesi için genellikle 3-4 hafta boyunca beklenmesi önerilir.

Bu noktada önemli olan hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak stabil olmalarının beklenmesidir. Her ne kadar operasyonun ardından 3-4 haftalık bir süre geçmesi cinsel ilişkinin güvenle tamamlanmasını sağlayabilse de uzman hekimlerin görüşlerinin da alınmasında fayda olacaktır. Uzun vadede kilo verilmesine bağlı olarak tüp mide ameliyatı sonrasında çiftlerin cinsel yaşamlarının pozitif yönde değiştiğinin de bilinmesi önemlidir.

Tüp mide ameliyatına özgü riskler arasında kaçak riski en çok korkulanların başında gelir. Tüp mide ameliyatı sonrası kaçak belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Kalp ritimlerinde hızlanma, ateş, mide ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, giderek kötüleşen karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, sol kolda ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Kaçak belirtilerinden en az birinin görülmesi halinde hekimlerle irtibata geçilmelidir. Operasyon sırasında ve sonrasında yapılan testlerle mide kaçağı olup olmadığı kontrol edilse de bu belirtilere karşı dikkatli olmakta fayda vardır.

Bu sorunun yanıtı tüp mide ameliyatından sonra ne kadar süre geçtiği doğrultusunda değişiklik gösterebilir. Operasyondan sonraki ilk ay ağırlık kaldırılması önerilmez. Bu dönemde ağırlık kaldırılması karın içi basıncın artmasına neden olabilir. Tüp mide sonrası iyileşme sürecinin tamamlanması ile birlikte hekimlerin de onay vermesi ile ağırlık kaldırılması mümkündür.

Tüp mide ameliyatı hedeflenen kiloya düşülmesi için önemli bir avantaj sağlar ancak tek başına yeterli bir değişken değildir. Bu dönemde hastaların belli başlı kurallara uyum sağlamaları gerekir. Tüp mide ameliyatı sonrası en sık yapılan hatalar şu şekilde sıralanabilir:

  • Tüp mide ameliyatı geçirmenin kilo vermek adına yeterli olduğunun düşünülmesi,
  • Yemek esnasında su içilmesi,
  • Nasılsa içecek diyerek gazlı, şekerli ve yağlı içeceklerin tüketilmesi,
  • Mideyi zorlayacak baharat kullanımından kaçınılmalıdır,
  • Gaz yapan yiyeceklerden uzak durulmalıdır,
  • Sağlıksız pişirme yöntemleri ile pişirilen yiyeceklerin tercih edilmesi,
  • Az miktar yemek tüketilirken kalori oranlarına dikkat edilmemesi,
  • Hekimlerin beslenme ve egzersiz önerilerine uyum sağlanmaması,
  • Reçete edilen vitamin ve mineral takviyelerinin alınmaması,
  • Yeterli oranda su tüketilmemesi,
  • Kalorili atıştırmalıkların tercih edilmesi,
  • Karbonhidrat tüketiminin kontrol altına alınmaması,
  • Düzenli egzersiz yapılmaması veya egzersiz planının verilen kilo doğrultusunda revize edilmemesi.

Tüp mide ameliyatı ile hastaların hayatında birçok değişim meydana gelebilir. Mide hacminin yaklaşık %80 oranında küçültüldüğü bu ameliyat tüketilen yiyecek miktarını, iştah seviyesini doğrudan etkiler. Ek olarak hasta hızla kilo vermeye başlar ve kilo verdikçe vücudunda değişimler meydana gelir. Vücutta meydana gelen değişimler hem psikolojik hem de fizyolojik sağlığı pozitif yönde etkiler.

Ancak tüm bu değişimler kişinin yaşam alışkanlıklarını yenilemesi ile mümkün olabilir. Hızla kilo kaybına bağlı olarak bu süreçte vücut çeşitli reaksiyon gösterebilir. Tüp mide ameliyatından sonraki 3-6 aylık dönemde vücutta ağrılar olabilir, yorgunluk hissi yaşanabilir, ciltte kuruma meydana gelebilir, saçlar incelebilir ve dökülebilir, duygudurum değişiklikleri gözlemlenebilir.[15] Tüm bu sorunlar doğru beslenme ve hekim önerilerine uyulması ile birlikte etkisini zaman içerisinde kaybedecektir.

Tüp mide ameliyatı sonrası saç dökülmesi yaygın görülen bir yan etki olarak değerlendirilebilir. Hızlı kilo vermeye bağlı da çinko, demir ve diğer mikro besin eksiklikleri nedeniyle de saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Bu gibi bir durumda hastaların kan değerleri incelenir ve eksikliklerin giderilmesi adına takviye kullanılması gerekli olabilir. Ancak bazı hastalarda tüm değerler normal olsa da saç dökülmesi sorunu yaşanabilmektedir. Bu geçici bir komplikasyon olmakla birlikte çinko takviyesi ile tüp mide ameliyatı sonrası saç dökülmesinin anlamlı derecede durdurulmasının sağlanabildiği bilinmektedir.[16]

Tüp mide ameliyatından sonraki ilk 3 ay hastalarda belirgin bir iştahsızlıkla karşılaşılması mümkündür. Midenin değişen yapısı çok hızlı doyulmasını ve iştahta belirgin bir düşüşe yol açabilir. Ancak bu dönemde hastaların sağlıklarının korunması adına diyet listelerine uyum sağlaması önemlidir. İştahsızlık sorunu zaman içerisinde ortadan kalkar.

Tüp mide ameliyatı olunan gün anestezi etkisinin devam etmesine bağlı olarak tansiyon düşmesi, bayılma, halsizlik ve baş dönmesi gibi çeşitli şikayetler yaşanabildiği için duş yapılması önerilmez. Operasyondan sonraki gün hekimler onay verdiği takdirde duş yapılabilir. Ameliyattan 3 gün sonra drenler çıkarıldığı için duş esnasında dren yerlerinin kapalı olmasına özen gösterilmelidir. Operasyondan 1 hafta – 10 gün sonra hastalar rahatlıkla duş yapabilirler.

[1] https://www.europeanreview.org/wp/wp-content/uploads/4930-4942-Sleeve-gastrectomy-a-review.pdf

[2]https://www.webmd.com/diet/obesity/qa/how-much-weight-do-people-lose-after-gastric-sleeve-weight-loss-surgery

[3] http://surgery.ucla.edu/bariatrics-gastric-sleeve-illustrations

[4] http://surgery.ucla.edu/bariatrics-gastric-sleeve-illustrations

[5] https://emedicine.medscape.com/article/197081-workup

[6] https://www.healthline.com/health/gastric-sleeve#outcomes

[7] http://www.temd.org.tr/admin/uploads/tbl_gruplar/20180618095001-2018tbl_gruplar1b2cd981a1.pdf

[8] https://www.karlstorz.com/cps/rde/xbcr/karlstorz_assets/ASSETS/3446925.pdf

[9] http://surgery.ucla.edu/bariatrics-gastric-sleeve-faqs#three

[10] https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2405844020303418

[11] https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/sleeve-gastrectomy/about/pac-20385183

[12] https://publicdocuments.sth.nhs.uk/pil1715.pdf

[13] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6298623/

[14] https://www.sciencedaily.com/releases/2020/11/201125091519.htm

[15]https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/sleeve-gastrectomy/about/pac-20385183

[16] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24887725/#:~:text=Hair%20loss%20is%20a%20frequent,suscepti

Ben Hasta Temsilciniz Gizem

Ben de Tüp Mideliyim ve 48 kilo verdim 🙂. Sürecin tüm detaylarını bana sorabilirsiniz.

Hala Sormak İstedikleriniz Mi Var?

Yapmanız gereken tek şey bana WhatsApp’tan ulaşmak ve Tüp Mide hakkında sorularınızı yöneltmek. 

Bir Tüp Mideli olarak, bildiklerimi sizinle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Scroll to Top